’Güven, kalıcılık, seçmen ve iktidar’’ PDF Yazdır e-Posta
Hüseyin Aldoğan tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 30 Nisan 2012 00:48

Birincisi, siyasal etik değerler ve seçmen, ikincisi, yetki yeterlilik ve sonuç,  olan  yazılarımdan  sonra  üçüncü yazımda  sizlerle  ‘’güven, kalıcılık, seçmen ve iktidar’’  konusunda ki görüşlerimi paylaşmaya çalışacağım.

Bireyin yaşadığı coğrafi bölgede üstlenmiş bulunduğu sorumlulukları onun geleceği bakımından önemlidir. Bu sorumluluklar bazen kendisine bazen de toplum da artı ve eksiler olarak kalıcı olur. Eksiler bireyin toplumsal sorumluluklarını yerine getiremediğinden kaynaklanır.  Başarılar ise alınan sorumluluğun yerin getirilmesinde ki şatların, beceri ve yeterliliklerin var oluşu olarak kabul görür.

Güven, başarı için korku, çekinme, kuşku duymadan inanma bağlanma duygusu ve  itimat ile  birlikte ; yüreklilik, cesaret,  kendisini inandırmak ve karşıyı kazanmak için hata işlemeden onura edilmek olarak ifade edilebilinir. Kazanımların kalıcı olması ve geleceğin yükselişine katkı sağlaması güvenle mümkündür. Bireylerin veya grupların ortak kazanımları için güven zorunludur. Yeterliliğin var olmadığı birey ve gruplarda güvenin oluşabileceğini beklemek,  bilimsel verilere dayanan tahlillerin  göz ardı edildiğini gösterir. Böyle süreçlerin sonucu karşıt veya ortak amaçlara sahip kitlelerin bakış açısını olumlu kılmaz, yani güven duymayan düşünce ve davranış yaklaşımlarına neden olur.

Sosyal , siyasal veya ekonomik yaşam alanlarında sürekliliğin sağlanması, daimi varlığınızın his edilmesi veya aranır olmanız, fiziki  imajınız , söylemleriniz, bedensel davranışlarınız, ilkeli kararlarınız ve uygulamalarınız sizleri kalıcı kılar. Bunların sonuçları sizlere güven duyan, tercihlerinizin doğru olduğunu kabullenen, sizlerle birlikte bazı hedeflere varmak için birlikte olan, gösterdiğiniz hedeflerde başarılı olmanız için sizleri yalnız bırakmayan kitleler oluşturacaktır. Bu kazanımlarınız sizleri yeni  sorumluluklarla da karşı karşıya getirecektir. Eğer sizler yaşamınız da yeni başarılar elde etmek ve toplumsal bütünlüğe katkılar sağlamak itiyorsanız yükselişin basamaklarını birer birer ve de hata işlemeden çıkmak zorunda olduğunuzu unutmamalısınız. Ama doğrulardan sapmadan. Aksi taktirde hem kendinize hem sizlere güven duyan veya duyacak olan birey ve kitlelere yeni kayıplarda vererek bütün emeklerinizi boşa harcamış olursunuz.

Evrense,l ekonomik, teknolojik ve sosyal değişimlere paralel olarak bireylerin kendileri söz konusu olduğu zaman , kararlara bizzat katılmak ve yukarıdan gelen keyfi, teslimiyetçi anlayışlara karşı direnç gösterdiklerini görmekteyiz. Lakin şükredici toplum katmanlarında bunu farklı boyutları ile değerlendirmelere tabi tutmak daha doğru olacaktır. Çünkü bu toplum katmanlarında ki belirleyici olan dini inanç yaklaşımlarının itaat öğretisi farklılıklar göstermektedir. Bu anlayış siyasal iktidar yapısına kadar olumlu ve olumsuz sonuçlarda doğurabilmektedir. Sosyal katmanlardaki kitlesel duyarlılıklar başarılara imza atacak bireyde zaman zaman ikilemler dahi yaratabilmektedir. İşte bu yaşanacaklarla birlikte başarılar elde edecek güvenleri vermek ve kalıcı olmak için sağlıklı dengelerin kurulması büyük önem arz etmektedir. Bu dengelerin siyasal yaşam içinde yaşanacakları diğer sosyal ve ekonomik bütünlüklerden uzak tutmadan sağlıklı ilkelerle yürütmeniz başarınızı istediğiniz hedeflere taşıyacaktır. Siyasettin  üst kavram olan  demokrasi kavramı, güven ve kalıcılığın sonucunda doğan yansımalarla kitlesel yaklaşımları doğurur  ve sizleri en üst düzeye taşır.

Unutulmaması  gereken, başarıları etkileyen  faktörlerinin ilk basamağını sistemin dayandığı prensipler oluşturur. Bu sistemin ekonomik ve sosyal prensipleri siyasal prensiplerinizin devamını sağlayacaktır. Başarılı sonuçların elde edilmesinde ikinci basamak ise bir ekip olarak oluşturulacak bireylerdir. Temel yetenekleri belirlemek çok ama çok önemlidir. Geriye dönüp baktığımızda başarılı  bireylerin temek yeteneklerini anlamak  ne kadar kolay olsa da,  rakiplerinizi geride bırakmak amacıyla ileriye yönelik bir stratejiyi oluşturmak için bayağı zorlanıyorsunuz.  Buna bağlı  olarak Strateji oluşturma yöntemleri  belirlenecektir. Bu kurulacak olan ekibin iyi yönetilmesi ve  oluşturacağı stratejinin, merkezi otoritenin yasal rekabet mücadelesi içinde kişisel kabiliyetlerine dayanmak sureti ile eşit şans prensibine tabi olarak kendi kendini yetiştirme ve geliştirme  imkanına sahip bir strateji  olması siyasal stratejiler de önemli bir faktördür.  Bu iç demokrasinin işleyişi olarak kabullenmenin kendisidir. Bu anlayış ve işleyiş ülkemizde büyük bir soru işareti olarak mevcudiyetini korumaktadır. Bunun nedeni ise siyasetçinin benlik duygusundan arınamamasını sonucudur. Asıl neden ise  temel eğitimden yoksun birey yaşayan demokrasiyi anlayacak ve yaşatıp çağdaş medeniyetler seviyesine çıkaracak bir kültürden yoksun oluştur.Ülkedeki ilk yansıması ise Sivil Toplum Kuruluşların son yarım yüz yıldaki acı gerçeğidir. Sivil toplum kuruluşları olarak kurulan siyasi partilerin kurucu ve yönetici kadrolarında farklı beklentiler beklemek tabii ki doğru bir yaklaşımda olmaz.

Yeni dünyadaki farklılaşma ve  farklılaştırma  tahminleri her zaman saptıra bilinmektedir. Bu durumda ne yapılamalıdır ? yani yeni kurallar ne olmalıdır? Bu kurallar bizlerin yani bireyin veya sistem yönetiminin yapacaklarına bağlı olan şeyle olacaktır. Çünkü bu değişkenleri kaos teorisi için de değerlendirirsek; ‘’İstikrarlı denge’’, ‘’patlayıcı istikrarsızlık’’ ve  ‘’sınırlı istikrarsızlık’’ faktörleri  içinde bulunacağımız  durumu sergileyecek ve başarılanlarla başarısızlıkları da beraberinde doğuracaktır. Burada en tehlikeli olanda bunları seyir ederek hiçbir şey yapmamaktır. Lakin bireysel veya kitlesel heyecanlar  uyandırılarak, olabilecek değişimler hakkında öngörüler oluşturmak ve geleceğin önde varabilecek bir kurumu olmakla  başarının temel yapısını oluşturulacağını da unutmamak gerekir.

Bunların yapılması halında güvenin oluşturacağı ortamın sağlanacağı, bu ortam sizleri üst seviyelere taşıyacaktır ki buna da siyasette iktidar olmak denektir. ‘’Bu ise değişimi özümseyebilecek parti kültürü yaratabilecek bir liderlik olacaktır. Değişimden fırsatlar arzuluyorsak siyasi partinin içinde siyasetin ne olduğunu bilen ve lider gibi davranan çok sayıda insan yetiştirmek’’ zorundasınız.  Aslında tüm sivil toplum kuruluşları içinde geçerlidir. Bu mevcudiyetlerin varlığı içinde Türkiye gibi çok değişken ve stratejik öneme sahip bir ülkede insan kaynaklarının yönetim işlevinin  ciddi biçimde  yeniden tanımlamak gerekiyor. Siz bu değişime nereden başlayacaksınız ve kadrolarınızı siyaset için nasıl eğiteceksiniz buna karar vermek en büyük sorununuz olarak dururken, siyasette güven verecek  davranış ve kararları alacak yeterlilikten uzak, hiçbir siyası tecrübesi olmadan seçtirilmiş olmak için seçilen, başına buyruk kararlarla hareket eden ve örgütünü bu konuda zorunlu emir vaki söylem ve ifadelerle keyfiyet olarak yönetmeye çalışan yöneticilerinizden kalıcılık, seçmene güven ve iktidara talip olma hedeflerinizi gerçekleştirmenizi beklemek mümkün mü?

Mevcut insan kaynaklarının bütünlüğünde ki dinozorluk ve yeni katılımın tecrübesizlik realitesinin tespiti yapılmış  bir dürüstlük içinde ‘’ eğitimi başlattık ama yeteri derecede siyasi bir eğitime sahip olan örgüt konusunda sıkıntılar ver’’ demesi, onun ne kadar dürüst olduğunun yansımasından başka bir şey değildir.İşte siyasi taban seçmeni ile tavan kadrolarını buluşturma sorumluluğunu üstlenmesi gereken örgüt görevlilerinin hiyerarşik bir akış içinde güven verici çabalarla kalıcı olabilecek davranışlar sergilemesi, o siyası oluşum için çok çok önemlidir. Öyle anlaşılıyor ki bu ikilemli direnç karşısında sayın genel başkanın işi pekte kolay olmayacak. Önemli konulardan birisi, örgütün liderin bu konumunu anlayabilecek olması için diğer katılımcı sorumluların da bu realiteyi yönetici ve seçmenlere anlatması olmalıdır.

Evet şikayetçi olduğumuz bu siyasetçiler içimizden  çıkıyorlar. Eğer onları tamamen devredende çıkartack bir davranış sergilersek tabi ki bu daha da büyük kaosların yaşanmasına neden olacaktır. Bizlere düşen görev de onların yanlışların düzeltmek için katkıda sağlamamız olmalıdır. Çünkü yaşananlar yalnızca onlara zarar vermemektedir. Siyasal, sosyal ve ekonomik anlamda egemen siyasal iktidarların  doğmasına neden olacak sonuçlar  doğurmaktadır. Lakin siyaset yapanların donanımlı, cesur, paylaşıcı ve  eleştir ide olsa katkı sunmayı kabul edebilecek bir hoşgörü ve uzlaşma kültürüne sahip olması gerekir. Bunlardan yoksun olan bir yönetime kim ne katkı suna bilir. Sunsan da almasını bilmeyen yetersiz bir birey için güven ve kalıcılıktan bas etmek ise mümkünde değildir.

Siyasetin pazarlanmasın da malınızı satacağınız hedef kitle SEÇMEN denilen bireydir.Bu pazarlanmanın stratejisinin ana omurgasını, ney sattığınızı bilmek, kime sattığınızı iyi tespit etmiş olmanızdır. Bu bakış açısı içinde seçmenlerin istekleri, ihtiyaçları, arzu ve beklentileri tatmin edilmelidir. En önemlisi de onların siyasal tercihlerini nelere göre nasıl yaptıklarını de bilmek olmalıdır. Bunların yararlarının birincisi pazarlama geliştirmek, ikincisi ise seçmeni nasıl yönlendireceğinizin yolunu göstermek olarak ifade edilebilir. Çünkü bu ülkenin kiralık seçmeninin nasıl bir tercih kılacağına akılda erdirmek çok zor. Örneklemek gerkirse;

Vatandaşa sormuşlar sen hangi partide siyaset yapmak istesin ;

Kiralık akıl alan, bu kiralık aklı kendi aklıymış gibi satan adamların olduğu partide siyaset yapmayı tercih ederim. Niye demişler; çünkü kiralık akıl alanların kiralama süresi bitince yeni kiralık akıl alıp siyasete devam ediyorlar. Bende aynısını yapar kiralık akıl alır siyasete devam ederim. Ne hal olsa bizim siyasetçiler buna alışık bende sıkıştım mi kiralık aklı GÜNCELER siyasete  DEVAM EDERİM. Be kardeşim olur mu böyle şey hane kiralık konut olur araba olur ama akıl olur mu? Niye olmasın be kardeşim eğer bir siyasetin aklını kiralık almasaydık kendimiz bir akıl üretip bu memleketi bu halden kurtarmış olmaz mıydık? Eme gele gelelim ki bizim oy veren seçmenimiz de kiralık değil mi? Bir bakıyorsun bir parti zirve yapmış % 40-45 oy almış öbür seçim geldiğinde bakıyorsun ki aynı parti %1veya 2 oy almış. Nedeni Kiralama süresinin sona ermiş olması değil mi? Ayrıca ikinci seçime kadar parti kurultayı yapılmış  veya merkezden kiralık akıl alan yenileri atanmış. Partide yeni bir kiralık akıl alma kadrosuna sahip oluvermiş.. Tıpkı kiralık akıl alıp seçim kazanan siyasi yöneticiler de büyüklerinin yaptığının aynısını yapmaya devam ettikleri gibi

İsmail Hakkı Kar ‘’Siyasetçiye tavsiye başlıklı makalesinde ‘’Bir ülkenin kaderini etkileyen iki kurumdan biri, bilgiyi elinde bulunduran akademi camiası, diğeri ise finansa ve yönetimin birçok kademesine hükmeden siyasetçiler.( Bence ekonomi patronları da eklemek gerekir) Bu iki kuruma bakarak bir ülkeyi ölçmek mümkün. Daha da basitleştireyim; ne kadar kitap okunduğuna bakarak yaklaşık olarak aynı sağlıklı ölçümü yapmak mümkün. Şöyle bir gezin bakalım; oturduğunuz semtin ana caddesinde kaç kitapçı var. Ne kadar satıyorlar?’’

Hüseyin Aldoğan

Sinemilli Pir Ocağı/ Kahramanmaraş/Pazarcık

Kaynaklar,

Yönetime Katılma ve Öz Yönetim/ Prof. Dr. Nurhan Akçalı

Siyaset Pazarlaması/ Prof. Dr. A. Hamdi İslamoğlu.

Siyasal Tarih/ Prof. Dr. Çoşkun Üçok

Yeni Dünyada Strateji ve Yönetim/ Prof. Dr. Arman Kırım

Siyasetçiye Tavsiyeler/ www.edimer.net /İsmail Hakkı Kar

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 30 Nisan 2012 00:55